Car Accident Lawyer

Mustafa ÇAYIROĞLU

 

 

Ben göremedim ya siz?

 

Büyükşehir yapılması planlanan 13 şehir ve ilçe olması beklenen kasabalar, mahalleler açıklandı. Aralarında Ordu ve Salman'ı göremedim.

Salmanın çok kıymetli(!) ileri gelenleri siz yalakalığa devam edin. Köy kahvesinde mangalda kül bırakmayan ağa babalar bir yandan cugarayı tüttürerek Ak Parti çığırtkanlığı yapmaya devam edin. Atı alan Üsküdar'ı geçeli yıllar var.

 

Enerji Eski Bakanı Hilmi GÜLER, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul GÜNAY, içişleri Bakanı İdris Naim ŞAHİN... Bakansız bir dönem yok... Ne oldu şakşakçılar?

 

Salman'a her geldiğimde hoş sohbet ettiğim emmilere, dayılara anlatmaya çalıştım. Salman'dan yapılan siyaset Bakıcak'tan döner. Biz çaldık yine biz söyledik...

 

Verilen üç beş kuruş çocuk yardım parası, bin bir sahtekarlıkla alınan sakatlık raporuyla sakat aylığı, bakım parası, ekilmeyen tarlanın mazot parası, aile fertleri tarafından yeri bile bilinmeyen bahçenin fındık destek parası, yandaş firmalara peşkeş uyduruk firmalara yaptırılan duble patlak yol... Soymaya yağmaya devam.

 

Hedef 2023, Birleşik Halklar Cumhuriyeti kuruldu kurulacak. 2071, Azınlık Özerk Türk Muhtarlığı az kaldı... 13 Büyükşehir’e bir bakalım: Malatya, Şanlıurfa, Mardin, Van, K.Maraş, Hatay... Acaba Doğu ve Güneydoğuda il olup da büyükşehir olmayan kaç il kaldı? Bunlar çok manidar şeyler...

 

Sevgili site takipçileri bazı şeylere körü körüne bağlanmak yerine ülke çıkarlarına geleceğimize sahip çıkalım. Eski zihniyet takım tutar gibi parti işine son verelim. Hizmet edenden olalım... Verilen oyların hesabını soralım. Yerel seçimler kapıda... Bizi bataklığa ve "yol" susuzluğa sürükleyenleri gömelim gitsin sandığa... 10 Ekim 2012 Çarşamba

 

 

HAİN ERMENİLER


Yer: Azerbaycan, Hocalı 26/02/1992Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı’da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı. Onlardan duymuşlardı. Karni burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...

 

Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı

-Akçik, manç?.. (Kız mı, oğlan mi?)

-Akçik...(Kız)

Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnini bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı. Kan bürülü gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.

-Tun sahetsar,inger... (Sen kazandın, yoldaş)

-Yes sahetsapayts ays bubriki inç bes bidigisdana..( Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)

-Mayrigi bedge gisdatsine. (Annesi besleyecek elbette)

Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:

-Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver) Ayni dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi. Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:

-Asixn ma/,çimi yev bizdige, aveg gindirnadabidi. Gidiresek... (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...) Ayni anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.

 

Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır. Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu.Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batili gazeteciler, özellikle de New York Tim es belgeledi. 26 Şubat’ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'nci Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşi katliamlarından birini yaptılar.26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi. Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanimizi vahşîce katlettiler. Ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı. Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler, Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar. Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler. Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler. Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.Kesik kafaları sepetlere doldurdular.

 

Peki neydi bu düşmanlık?Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan’ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı’nın resmi varken, Ermenistan Millî Marsı’nda 'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.  Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri'ne ait 366.Alay’ın desteği ile Ermeni Silahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatini kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir.

56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canini kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.

 

Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.!Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:

 

'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu. Karabag'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katliamı' bas sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnini hamile olduğu halde tas ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi.

 

Ülkemizde sadece 1 Ermeni öldürüldü diye yürüyüş yaptılar ve o kadar araştırdılar ama hiç bir insan kalkıp ta bu masum insanlara işkence edilip öldürüldükleri için yürüyüş yapmadı Yazıklar olsun ......

 

ELİMİZİ VİCDANIMIZA KOYALIM

 

Mustafa Çayıroğlu  / 11 Eylül 2007